27 Nisan 2014 Pazar

Ekspresyonizm / Dışavurumculuk Nedir?



August Macke, Yeşillikler İçinde Kızlar, 120 x 159 cm, 1914


Ekspresyonizm / Dışavurumculuk çağdaş resim dünyasında önemli yeri olan bir akımdır. Ekspresyonizm modern bir akım olarak 1890'larda Norveçli sanatçı Edvard Munch, Avusturyalı Gustav Klimt, Belçikalı James Ensor gibi sanatçıların resimleriyle başlamıştır.

Politik istikrarsızlık ve ekonomik çöküntü ortamında Almanya'da pozitivizm ve naturalizm ve empresyonizm akımlarına karşı olarak ortaya çıkmıştır.

Ekspresyonizm akımı, doğanın olduğu gibi aktarılmasını hoş karşılamaz, bunun yerine duyguların ve iç dünyanın etkisine dikkat çeker. Gerçek görüşün yerine sanatçının kendine özgü görüşü üzerinde durur.

1900-1935 yılları arasında gelişen akım doğayı ve toplumu nesnel bir bakış açısıyla betimlemeye karşı çıkarak, öznel ya da içsel gerçeğin yansıtılmasını savunmuştur. Özellikle Almanya'da sanat dallarının hepsinde etkili olan akım hem sanatta, hem de toplumda kabul edilmiş biçim ve geleneklere bir başkaldırı niteliği taşımaktadır.

Ekspresyonistler ordu, okul, ataerkil aile ve imparatorluk gibi kurumların yerleşik otoritesine karşı çıkarak, toplum dışına itilmiş yoksulların, ezilmişlerin, akıl hastalarının, sokak kadınlarının ve eziyet edilen gençlerin yanında yer almışlardır.

Eski dönemlere ait sanat ürünlerinde, nahif ve ilkel sanatta ve çocuk resimlerinde ilk belirtileri görülen dışavurumculuk, en yetkin ve güçlü anlatıma görsel sanatlarda kavuşmuştur. Çizgi ve renk doğadan bağımsız kılınarak duygusal tepkileri yansıtmak amacıyla olabildiğince özgür bir biçimde kullanılmıştır. Kalın boya hamuru, yoğun renk, karşıt değerler ve biçimleri bozma dışavurumculuğun tipik özellikleridir. Vincent van Gogh'un resimlerinde duygularını da anlatması nedeniyle bu hareketin öncüsü kabul edilir.

19. yüzyılın sonlarında Van Gogh, Edvard Munch, James Ensor, Toulouse-Lautrec gibi ressamların yapıtlarında belirme­ye başlayan Dışavurumculuk, 1900'lerde, kendilerine Die Brücke (Köprü) adını veren bir grup Alman sanatçı, Munch'tan Van Gogh'a ve fovist akımdan etkiler kazanarak ortaya çıktılar ve ekspresyonizmi daha ileri aşamalara eriştirdiler. Bu topluluk, daha sonra Berlin'de etkinlik gösterdi. Die Brücke sanat­çılarının resimlerinde ve tahta üzerine gravür­lerinde dikkat çeken özellikler, gerçeğe uy­gun düşmeyen renkler, çarpıcı bir biçimde verilmiş insan yüzleri ve görünümlerdir.

Franz Marc, Yağmurda, 81,5 x 106 cm, 1912


Herwart Walden'in 1910'da Berlin'de kurduğu Der Sturm (Fırtına) adlı sanat dergisi ve galerisi, Dışavurum­culuk'un bu kentte iyice yaygınlaşmasına yol açtı. Wassily Kandinsky, Franz Marc, August Macke, Alexey von Jawlensky gibi Münih' te yaşayan ressamların kurduğu Der Blaue Reiter (Mavi Atlı) adlı topluluk, Die Brücke sanatçılarının kullandığı renklere ben­zer renkler kullandı. Çok geçmeden de soyut araştırmalara yöneldi. Avusturya'da Egon Schiele ve Oskar Kokoschka Dışavurumcu yapıtlar verirken, Fran­sa'da bu akımın başlıca temsilcisi Georges Rouault oldu.



Hiç yorum yok: