13 Mayıs 2014 Salı

Realizm / Gerçekçilik Nedir?



Gustave Courbet, Karşılaşma, 149 x 155 cm, 1854



Sanatta, edebiyatta bir akımdır. Gerçekteki şeyleri, hayatı, tabiatı olduğu gibi, hatta çirkinlikleriyle anlatmayı amaç edinen bu akıma edebiyatta bazen natüralizm (doğalcılık) de denir. Felsefede ise realizm, genel fikirleri birer gerçek varlık sayan düşünüş düzenidir Bu görüşün ilk kurucusu Platon'dur. Sanatta realizm, gerçeği idealleştirmemesini, tabiattan daha iyisini yaratmak iddiasına kalkışmamasını, tersine, hissedilen gerçeklerin ana vasıflarının tesbit edilmesini gözetir.

Edebiyatta Realizm. 
Her çağın felsefe görüşüne bağlı olarak, edebiyatında da gerçekçi bir yönü vardır. Mesela, Boccacio'nun «Decamerone» hikayeleri, uydurma, masalımsı bir kuruluş düzeniyle de başlasa, gene gerçek hayat sahnelerini gerçekte olduğu gibi gösterme amacını gütmüştür. Bundan dolayı «realizm» deyimi, dünya edebiyatında, yerine, çağına göre, az çok değişik anlamlarda kullanılmıştır. Asalet ve soyluluğun önemli olduğu devirlerde realizm, toplumun alt tabakalarına eğilmek anlamına gelmiştir. Edebiyatta başlıca amaç okuyucunun duygularını yüceltmek olduğu devirlerde, bunu hesaba katmayarak kaba kelimeleri kullanmak, kapalı bir çevre yaşayışının dışına çıkmak, realizm sayılmıştır. Dickens'in «David Copperfield» adındaki romanı, Londra'nın kenar mahallelerini gerçekte olduğu gibi canlandırdığı için her zaman realist bir eser sayılır.

Realizmin, edebiyatta geniş bir akım halini aldığı görülür. 1850 sıralarında Fransa'da başlayan bu akıma "realizm" denilmesinin sebebi, o zamana kadar yerleşmiş edebiyat geleneğinden ayrılması, müspet bilimlerin etkisiyle romanı, tiyatro eserlerini bir çeşit laboratuvar haline getirmesiydi. Gustave Flaubert, «Salammbô» adındaki romanını yazarken, Afrika akşamlarını tasvir etmek gerekince gerçeğe uygun diye Kuzey Afrika'ya kadar gitmiş, akşam renklerini yerinde gözlemiş, eserini ondan sonra yazmıştı. Romanlarındaki bir ölüm sahnesini gerçeğe uygun bir şekilde tasvir edebilmek için Goncourt Kardeşler'den birinin, babaları ölürken başında durup notlar aldığı da anlatılır. Bizde, toplumu ele aldığı için, Hüseyin Rahmi Gürpınar ilk realist romancı sayılır .

Jean Francois Millet, Başak Toplayanlar, 84 x 111 cm, 1857


Güzel Sanatlarda Realizm
Resimde, heykelcilikte realizm, idealizme karşıt durumda olan bir görüştür. Eski Yunan heykeli "İdealist"ti çünkü Platon estetiğine göre gerçekleri ideal örneklere uydurmak kaygısı güdülüyordu. Roma büstleri ise, bunun yanında çok realist kalır. Fransız ressamları arasında 16 ve 17. yüzyıllarda Clouet'ler, Le Nain'ler gibi realizm taraflısı ressamlar yetişmişse de resimde de asıl realizm, gene 19, yüzyılda kuvvetli bir akım halini almıştır, Romantizmle empresyonizm arasında yer alan bu akım, ressamı atölyede mitoloji konuları işlemekten kurtarmış, tabiata çıkarmış, dış gerçekleri olduğu gibi resmetmeye götürmüştür. Oudry gibi eski gerçekçi ressamlardan sonra halk hayatını eserlerine konu yapan Millet, konusu bakımından, tabiat karşısında çalışan Gustave Courbet de, hem konuları, hem de çalışma yolu bakımından realizm çığırını açmışlardır.

Bizim resmimizde, en eski gerçekçi, hiç şüphesiz Levni'dir. Levni minyatür sanatını eski kuralların dışına çıkarmayı denemiş, ona belli modellerin gerçekliğini sağlamaya çalışmıştır. Yakın çağlarda ise en usta gerçekçi ressamımız, Ali Rıza Bey 'oldu. Ali Rıza Bey, özellikle desen yönünden, kendi görüşünü tamamiyle bir yana bırakabiliyor, dış gerçeği aynen canlandırıyordu.




Hiç yorum yok: